Boyun Ağrısı
Günlük yaşamımızda kravatımızı, kolyelerimizi takmak için kullandığımız boynumuzun aslında vücudumuz açısından birçok işlevi vardır. Ağırlık olarak kafamızı yüklenen boynumuz, günlük yaşamımızın getirdiği duygusal streslere, uygun olmayan tutuş biçimlerine, aşırı kiloya ve kazlaar gibi etkenlere açık hassas bir bölgemizdir.
Boyun ağrılarının bir özelliği, yalnızca boyun çevresi ve arkasına sınırlı kalmayıp omuzlara, kafamıza, kollarımıza ve hatta parmak uçlarına kadar vurabilmesidir. Boynumuz, kafamızdan vücudumuzun geri kalan bölgelerine yaşamımız için çok gerekli olan beyinden aşağı doğru uzanan omuriliği, bu omurilikten çevreye yayılan sinirleri ve ayrıca kan damarlarımızı taşır. Taşadığı ağırlık 8-10 kiloya varır. Bütün bu görevlerinin yanı sıra, esnek ve her yöne hareket edebilme yeteneği olan boyun bölgemiz çevreden gelebilecek kaza ve zedelenmelere çok açıktır.
Çoğumuz, yaşamımızın bir döneminde, halk arasında “boyun tutulması” biçiminde adlandırılan boynun hareket sınırlılığı ve ağrılı bir durumunu yaşamışızdır. Bunun en yaygın nedeni, çağdaş yaşamın yan etkilerinden biri olan, masa başı işlerle, özellikle uzun süre daktilo ve kompütürle uğraşmamızdır. Bu tür uğraşılarda boyunve omuz bölgelerimizi yanlış bir biçimde tutmamız kimi zaman günlerce süren boyun ağrılarına neden olmaktadır.
Boynumuz, vertebra denilen, yedi tane küçük kemik parçası ile ana iskeletini oluşturur. Bu kemikler, üst ükst, aralarına “disk” dediğimiz yarı katı ama esnek dokular aracıalığı igle birleşip bir kanal oluşturur. Bu kanalın ortasından omuriliğimizin çok hassas bir kesimi geçer ve geçerken de başımıza, omuzlarımıza, göğsümüze ve kollarımıza çevresel sinirler uzatır. Bu sinirler, hem duyu alma hem de uzandıkları organları hareket ettirebilme işlevini görürler. Bu çevresel sinirler, kıkırdak dokusu olan diskler yardımıyla bir kanal oluşturan boyun vertebra kemiklerinin yanlarından, tip dilinde “foramina” denen kanalcıklardan çıkarlar. İşte bu kanalcıkların kaza ya da herhangi bir romatizmal hastalık sonucu daralması, çevresel sinirlerimize baskı yapabilir ve boyuna, kafaya, omuzlara, parmak uçlarına kadar yayılabilen ağrı, sızı, iğne batması, duuy ve hareket kaybı gibi semptomlara (belirtilere) yol açabilir.
Omurgamızın en esnek ve hareketli bölümü olan boyun bölgemiz en çok kazalardan, lif kopmalarından etkilenir. Örneğin; spor yaparken başımızı şiddetle çarptığımızda, otomobil kazalarında doğrudan başımızı çarpmadığımız zaman bile “kırbaçlama” olarak tanımlanan ani bir otomobil çarpması ya da durması sırasında boynun öne ve arkaya aşırı bükülüp itilmesi, hem boyun kemiklerinde zedelenmeye hem de bu kemiklerin etrafını destek amacıyla sıkı sıkıya saran liflerin zorlanmasına, kimi zaman da kopmasına ve dolayısıyla boyun ağrılarına yol açar. Böyle bir durumda oluşan boyun ağrıları önemli sağlık sorunlarına neden olabilir; çünkü bu tür ani kazalarda boyuna uygulanan basınç 250-300 kilo ağırlığına eşit olabilir.
Ayrı ve belki de en yaygın olan bir neden de bozuk duruş biçimi ve işimizin, günlük yaşamımızın getirdiği streslerdir. Örneğin; özelllikle de aşırı kilolu isek ve zayıf karın ve sırt kaslarımız var ise, üstelik uzun süre oturarak iş yapıyorsak, çoğu kez belimizi fazla öne verip, sırtımızı da kamburlaştırma eğiliminde oluyoruz. Bu durumda da boynumuz dengeyi sağlamak için öne doğru fazla eğilince boyun kaslarımıza aşırı yük biniyor ve onları kasıyoruz. Bu durum, “tutulmalara”, kas yorulmasına ve ağrılarına yol açıyor. Sonuçta, baş ve boyun ağrıları birlikte ortaya çıkabiliyor.
Kimi zaman ise, yüzüstü yatıp, çok yüksek bir yastık kullanıyorsak sabahları kasılmış bir boyunla kalkabiliriz. Günlük sinirlenmeler ve streslerimizin boyunve beraberinde baş ağrısına da yol açmasının ana nedeni sinir sistemizin doğrudan bağlantıda olduğu kasların kasılmasıdır. Bu kasılma, geçici olabileceği gibi, kas yapısında oluşan ve “trigger point”, diğer bir deyişle, teknik noktalarının neden olduğu, uzun süreli, ısrarla devam eden, sinir uçları ve kasın birleştiği noktalardaki aşırı uyarımlar sonucu ortaya çıkar. İlginç olarak, bu noktalarda oluşan ağrılar boyun bölgesinin uzakta başka alanlarına yayılıp, ağrı sanki daha geniş bir çevredeymiş izlenimini verebilir. Eğer doktorunuz fizik muayenesinde bu noktaları saptarsa, küçük işlemlerle bu tetik notalarının neden olduğu yaygın kas ağsını çözebilir. Bu çözülme, bir yerde kasları uyaran sinir uçlarının aşırı aktivitesinin normale dönüştürülmesidir.
Boyun ağrılarımızın diğer ve ciddi olan nedeni ise boyun kemik, kıkırdak ve kas yapısının romatizmal bir hastalığıdır. Boyun vertebralarının arasındaki eklemler etkilendiğinde “artrit” denilen durum ortaya çıkar. Genellikle, romatoid artrit ya da artroz adı verilen romatizmal hastalıklarda daha çok ortaya çıkan boyun atrritinde eklem içi kıkırdak, kemik ve çevredeki kaslar etkilenir. Özellikle, artroz, diğer bir deyişle, osteoartrit, yaşlandıkça ve travma sonrası baş gösterir. Halk arasında, “kireçlenme” denilen, tıp dilinde Spondilit olarak adlandırdığımız durum, artroz ilerledikçe oluşur. Spondilit’de kıkırdak ve kemik dokusu zedelenirken, daha önce sözünü ettiğimiz kanalcıklar etrafında aşırı kemikleşme ortaya çıkar ve kanalcıklar (foramina) içinden geçen çevresel sinirlere baskı yaparak boyun çevresinde ağrılara yol açar. Bu durum ilerlerse, belirli bölgelerimizde duyu ve kuvvet kaybını kadar varabilir.
Yine, halkımız arasında, “disk kayması” denilen, omurga iskeletimizi oluşturan vertebra kemikleri arasında bulunan, boyun esneklikle hareket edebilmesi için gerekli olan kıkırdağın travma ya da artrit sonugcu yapısının parçalanıp sinir köklerine baskı yapaması ile ortaya çıkan hastalıktır.
Bütün bu sözünü ettiğimiz nedenlerle oluşan boyun ağrılarımızda doktorunuza, özellikle romatizmal hastalıklar konusunda uzmanlaşmış kişilire başvurmanız gerekebilir. Doktorun görevi, boyundaki ağrının nedenini doğru bir biçimde bulup tedaviyi buna göre yönlendirmektir.
Rahatsızlığın altta yatan nedenine göre, tedavi çok basit olarak, evde egzersizlerle, kas gevşeticilerle ve ağrı kesiciler gibi yöntemlerle yapılabileceği gibi, ileri testler ve gerekirse cerrahi yöntemlerle de yapılabilir.
Örneğin, kasın kasılmasının neden olduğu ağrılarda en kolay tedavi yöntemi, kasın üzerindeki yükü azaltmak için uzanıp yastığa başınızı koymak; gerekirse,boyun anatomisine uygun yarı sert bir boyun yastığı kullanmaktır. Eğer çok yüksek bir yastık kullanırsanız, boyunkaslarınız gergin kalır ve çözümleyebilir. Bunun yanı sıra, yumuşak ya da doktorunuzun önerisine göre, yarı sert bir boyunluk da yararlı olabilir. Ayrıca, ağrılı bölgelere yakıcı olmayan su ya da nemli bir havlu uygularsanız, kas gerginliği, yani spazm daha çabuk çözülür. Kimi zaman, ağrı özellikle, bir noktaya odaklanmışsa buraya doktorunuz küçük bir enjeksiyon yapabileceği gibi, yalnızca yerel buz uygulaması da önerebilir.
Bütün bu yöntemlerin yanı sıra, bir nemlendirici ile ya da jet tarzındaki ilaçlarla ağrılı bölgelere masaj yapılabilir.
Şunu akıldan çıkarmamalı ki, eğer boyun ağrıları ile birlikte boyun çevresine, kollara, parmak uçlarına kadar vuran duyu kaybı, uyuşmalar, karıncalanmalar ya da kuvvet kaybı varsa, yapılacak en doğru iş, doktorunuzu görmek ve kendi kendinize müdahelede bulunmamaktadır. Bu durumda, ağrının altta yatan nedeni, omuriliğin boyun kısmından çıkan sinir köklerine bir bası olmasıdır. Söz edilen belirtiler, ender olarak, kasların aşırı spazmı durumunda sinirlerin ve kan damarlarının kas grupları arasında sıkışması ile de ortaya çıkabilir. Hekimin görevi, gerekiyorsa radyolojik yöntemlerle tanıyı doğru koymak ve tedaviyi ona göre düzenlemektir. Sinir kökü basısı, genellikle, disk kayması sonucu, diskin kayarak siniri sıkıştırmasıdır. Böyle olgularda, kaymanın derecesine ve tipine göre, değişik tedavi biçimleri uygulanır. Bu, bir yakalık uygulaması olabileceği gibi, traksiyon, yani, boynun dikkatle ve kadameli olarak ağırlıklar yardımı ile yukarı doğru çekilmesi de yapılabilir. Ve traksiyonun mutlaka hekim gözetiminde yapılması gerekir. Bu yöntemlerden yarar görülmezse cerrahi düşünülebilir.
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.